Atatürk Vs Abdülhamid

0
1622

90’larda ataride kapışırdık. Çoğunuz bilir, Street Fighter oyununda rakibimizi yenmek için türlü yollar dener, yenemediğimiz zamanlarda da ‘kol bozuk ya’ derdik.

Bu oyunda, dövüşçü seçim sıralamasında kapitalist ahlaka(!) uygun olarak, yakışıklı olmaları sebebiyle Ken ve Ryu isimli karakterler en başa konulmuştu. Oyundaki genel rekabet bu iki karakter arasında geçerdi. Yakışıklı olmayan, kilolu ve kadın dövüşçüler arka sıralara konulurdu. Başlıkta yer alan ‘Vs’ ibaresi de o oyundan aklımda kalan bir ‘kapıştırma’ tanımı olarak kullanılmıştır. Unutmadan söyleyeyim, o oyunda benim favori adamım Dhalsim’dı. Tembelliği sevdiğimden, Dhalsim’ın uzayan bacağı rakibine yanaşmadan vurma şansı tanıdığı için hoşuma gidiyordu ancak bunun namert bir yöntem olduğunu sonraları öğrenecektim.

Yapımı tamamlanmak üzere olan Avrasya Tüneli’ne verilecek ismi belirlemek amacıyla Ulaştırma Bakanlığı, internet üzerinden öneri topluyor. Bakanlığın sitesinden ilgili linke tıklayarak isim önerinizi yazıyorsunuz. Ben de bu haberi görünce siteye girerek aklımdaki isim önerimi yaptım. Ertesi gün sosyal medyada da pek çok anket açıldı ve tünele verilecek isim konusu birden gündem oluverdi.

Konuyla ilgili gazetelerdeki haberlere baktığımızda, üç isim başa baş gidiyormuş: Mustafa Kemal Atatürk, Sultan 2.Abdülhamid, Alparslan Türkeş…

Akşama doğru sosyal medyadaki anketleri yine incelediğimde bu üç isim önerisinin ikiye indiğini ve düellonun Atatürk ile 2.Abdülhamid arasına sıkıştığını gördüm.

Yaşanılan bu örnek bile Türkiye’nin içine düştüğü sığlığı ve sıkışmışlığı gayet güzel gösteriyor.

Meseleye iki açıdan bakabiliriz. İlk olarak denilebilir ki, “Bu mudur yani? Bu ülkede bizleri bütünleştiren, hepimizi kucaklayan, ismini duyunca hepimizin tebessüm ettiği , dünyaca tanınan, insanlık adına ortaya bir şeyler koymuş, bu toprağın çimentosu olmuş kişilerden artık neden hiç bahsedilmiyor? Hangi ara unuttuk bunları? Kim ya da kimler unutturdu? Bizi bu it dalaşına sokan zihniyet nedir? Mesela niçin Hacı Bektaş gibi, Yaşar Kemal gibi, Nazım Hikmet gibi, Pir Sultan Abdal gibi isimler akıllara bile gelmiyor?

Başka bir açıdan bakarsak, ülkenin son on dört yılda –ki yüz yıllık geçmişi olan bir meseledir- içine sokulduğu girdabın, değiştirilen rotasının, ilerici güçler ile gerici güçlerin amansız kavgasının bir prototipini görmekteyiz.

Memleketteki tüm köprülerin isimlerini Atatürk yapsanız ne yazar, yoksul halk üzerinden ücretsiz geçemedikten sonra…

İşin özü, yaşadığımız şeyin tam olarak ilericilik ve gericiliğin savaşı olduğudur. Bu tünel ismi meselesi de bunu yansıtıyor. Osmanlı Devleti, devlet tarihinin en geniş toprak kayıplarını onun zamanında yaşamışken, yalanlarla uyutulan kitleler 2.Abdülhamid’i taparcasına sahiplenebiliyor…

Yandaş bir kanalda programa çıkan Cumhurbaşkanı başdanışmanı Yiğit Bulut, Türkiye’de yemek programı yapan yabancıların ajanlık yaptığını söylüyor. Yalanlarla uyutulan kitleler, ‘İyi de aga, adamlar neden ajan göndersinler? Bu ülkenin en mahrem sırlarının saklandığı kozmik odayı cemaate (dolayısıyla dış güçlere) açan siz değil miydiniz? Kıçımızdaki dona kadar bu ülkenin tüm sırları biliniyor artık, adamlar neden ajan gönderme zahmetine girsin?” diye sormuyor.

Memleket şu an batsa, kepenkleri kapatsak, sorumlusunun dış güçler ve Cehape olduğunu savunup 14 yıldır ülkeyi yöneten siyasal İslamcılara tek bir sorumluluk yüklemeyecek bir güruhla karşı karşıyayız.

Işid’li sapıklar Ezidi bebekleri, Kürt kadınları öldürürken susan siyasal İslamcılar, mesele Halep olunca, Müslüman kardeşler olunca gözyaşı döküyorlar. Meşru bir devletin; kendi toprak parçasında ortaya çıkan, ÖSO denilen sapık ve ruh hastası cihatçıları bombalaması yadırganıyor ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendi sınırları içerisinde olan bazı ilçeleri ‘terör’ gerekçesiyle haritadan silercesine yerle bir etmesi tartışılmıyor.

Rusya ile yeniden dost(!) olup övgüler düzerlerken, Halep’te ve bölgede Rusya’nın bombalamaları karşısında beyinleri ‘error’ veriyor.

Bu kafa karışıklıkları ile bir ülke nereye gidebilir?

Özetlemek gerekirse; mevcut durum gericilik ve ilericiliğin kavgasıdır. Özgürlük ve tutsaklığın, aydınlık ve karanlığın, işçi Mehmet ile Ali Ağaoğlu’nun kavgasıdır. Ülkede yaşanan her gelişmeyi bu şekilde okumak gerekiyor. Zaten yaşanılan her gelişmede bu kavganın bir prototipini görmekteyiz.

Unutmadan, Bakanlık sitesinden yaptığım tünel ismi önerisini de merak edenler olabilir: Huzur Tüneli…

CEVAP VER