Forbes her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘En zenginler’ listesini açıkladı. Listede daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da AKP döneminde bütün büyük devlet ihalelerini alan ve aralarında havuz medyası patronlarının da olduğu yandaş müteahhitler yok.

‘Yoksulları en çok sömürenler’ listesinde 9 yeni isim!

Meğer o AKP zenginleri de aslında durumdan ‘rahatsızmış’ ama sesleri çıkmıyormuş. Nereden biliyoruz bunu? Tayyip Erdoğan’ın eski basın danışmanı Akif Beki, bugünkü yazısında o listede neden ‘AKP dönemi zenginlerinin’ yer almadığını sordu ve cevabını da kendisi verdi.

Aldığı ihalelerin ardından ‘Milletin a…a koycağız’ diyen Mehmet Cengiz gibi isimlerin de aralarında olduğu yandaş-yanaşma zenginler de meğer kendilerini güvende hissetmiyorlarmış.

Bakın Akif Beki ne diyor bu konuda:

” Yeni zenginlerimiz de kendilerini güvende hissetmiyor; ortak geleceğimize inançları zayıflıyor”

“Son 2 yılda 6 bin yerli milyonerimiz başka diyarlara yerleşmek üzere göçmüş”

“Parayı az çok bulanımız, ilk fırsatta iltica edecek güvenli bir ortam arıyorsa… Jet-set’imiz, dışarıya sermaye transferine başlamışsa… Zenginliğimiz, ufak ufak sığınacak huzurlu limanlar bulup firara yelteniyorsa… Sorunumuz, adil paylaşımdan daha büyük demektir”

“Sermaye biriktiren yeni zenginlerimiz de eski zenginlerimiz gibi kendilerini güvende hissetmiyor, ortak geleceğimize inançları zayıflıyor demektir. Sonunda anladım ki listedeki kayıp kaçağı biraz da burada, paranın ürkekliğinde ve yitip gitmeye yüz tutan umutlarda aramak gerek”

 

 

‘Mal da mülk de yerli yerinde duruyor Forbes listesinde’ diyemiyorum.

Endişeye mahal yok, büyük sermaye el değiştiriyor diye uykusu kaçanlar yine müsterih olsun.

El değiştirmiyor fakat yer değiştiriyor, ülke değiştiriyor, çaktırmadan göç ediyor.

Servet transferi yaşanıyor ama babadan seçkin sınıfların korktuğu şekilde değil.

El koymalar, kayyum atamaları bile henüz yansımamış, listede depremvari bir altüst oluş gözlenmiyor.

Özetle; para babaları değişmiyor, keyfiyetli miktarda dünyalık yine aynı ellerde. Sadece ülke dışına transfer oluyor.

Zenginliğimizi dünyaya ihraç ediyorsak neden mi alttan gelenlere yer açılmıyor?

En üsttekilerimiz bir yere kaçmıyor, yine buradalar çünkü. Giden hesapları yalnızca.

Sahiplikleri aynı kaldığı için de listedeki mutena mevkilerini koruyorlar.

Gelgelelim en can alıcı soruya…

Son 15 yılda orta tabakanın ensesi kalınlaştı, bu bir realite.

Sınıflar arası geçişkenlik de hiç olmadığı kadar arttı, bu da bir realite. Gerçek şu ki yeni bir ‘jip sosyetesi’ bile doğdu.

Fakat nasıl oluyor da ‘jip sosyetesi’nden ‘jet sosyetesi’ne ‘yandaşlık kontenjanı’ndan atlayan kimse çıkmıyor?

Galiba sorunun cevabı, Güney Afrika merkezli araştırma şirketi New World Wealth’in verilerinde.

2015’te Türkiye’yi terk eden yerli milyoner sayımız bin civarındayken… 2016’da bu sayı 5 bine fırlamış.

Yani son 2 yılda 6 bin yerli milyonerimiz başka diyarlara yerleşmek üzere göçmüş.

En çok tercih edilen ülkelerse Kanada, Avustralya, ABD ve Yeni Zelanda.

Kayırılanların bile gözü kaçmaktaysa…

Servetin adil dağıtımı, refahın tabana yayılması ve dürüst bir paylaşım düzeni konusunda sorunlar yaşadığımıza şüphe yok.

Ama dünyalıktan görece daha iyi pay alan jip-set’imizin bile gözü dışarıda bir hayat kurmaktaysa…

Parayı az çok bulanımız, ilk fırsatta iltica edecek güvenli bir ortam arıyorsa…

Jet-set’imiz, dışarıya sermaye transferine başlamışsa…

Zenginliğimiz, ufak ufak sığınacak huzurlu limanlar bulup firara yelteniyorsa…

Sorunumuz, adil paylaşımdan daha büyük demektir.

Sermaye biriktiren yeni zenginlerimiz de eski zenginlerimiz gibi kendilerini güvende hissetmiyor, ortak geleceğimize inançları zayıflıyor demektir.

Sonunda anladım ki listedeki kayıp kaçağı biraz da burada, paranın ürkekliğinde ve yitip gitmeye yüz tutan umutlarda aramak gerek.

ERDOĞAN’IN YANDAŞ İŞ ADAMLARI İLE İLİŞKİSİ: HEM BESLERİM HEM DÖVERİM

Erdoğan’ın yandaş müteahhitler ile olan ilişkisi, Mehmet Cengiz’in 17-25 Aralık’ta dinlemeye takılan konuşmasında ortaya çıkmıştı. O konuşma, yandaş zenginlerin neden kendilerini güvende hissetmediklerini açıkça ortaya koyuyor.

O konuşmayı hatırlamakta fayda var:

Saat 15.00’de işadamı Mehmet Cengiz’in Başbakan Erdoğan’la randevusu var.

Cengiz, Başbakan’ın hemşerisi… İlk günden beri yanında olan, onun iktidarıyla birlikte büyüyen, en büyük ihalelere giren, en kârlı projeleri alan işadamı…

Lakin bu kez ortam gergin…

Cengiz, ortaklarıyla birlikte, SKY televizyonu ile Akşam gazetesini 60 milyon dolara satın almış. Alırken de “Ben çok hevesli değildim. Bunu Başbakan’ın hatırı için alıyorum” dediği söylenmiş. Bu da Başbakan’ın kulağına gitmiş. Oysa Başbakan’ın onun için başka planı varmış. Çalık’ın zarar ettiği için elden çıkarmak istediği, ölü haldeki Sabah-ATV grubunu almasını istiyormuş. Hem de yüksek bir fiyata…

‘S.çtı ağzıma…’

2 saatlik görüşme çok sert geçiyor.

Cengiz görüşmeyi, “S.çtı ağzıma” diye özetliyor:

“Bu kadar iyilik yapıp da böyle fırça yediğim tek iş oldu.”

Konuştuğu işadamı onu teselli ediyor:

“Ben ‘Efendim’ dedikçe bana da kaydı.”

Peki neydi Başbakan’ı bu kadar kızdıran?

Bunun yanıtını bulmak için, Türkiye’de medyanın Başbakan’ın talimatıyla, oğlu ve damadının katkısıyla nasıl el değiştirdiğine delil teşkil eden telefon kayıtlarına bakalım şimdi:

‘İlk defa diklendim ona’

Saat 17.04…

Mehmet Cengiz, Başbakan görüşmesinden çıkar çıkmaz telefona sarılıyor ve bir arkadaşına içini döküyor:

“- Şimdi Beyefendi’den çıktım. 2 saattir onunla beraberiz.”

“- Ha… Ne diyor?”

“- Ya birisi demiş ki, ‘Biz çok hevesli değiliz bu işe…’”

“- Haaa. O da gitti onu mu söyledi; o… çocuğu…?”

“- Oy… Ooy oooy… Dedim ona, ‘Ya şefkatimi kırma benim. Biz de 55 yaşında adamız. Nerde ne konuşulur, onu biliyoruz’.”

“- Hem bir iş yapıyorsun, hem de şey yapıyor, öyle mi?”

“- He… ‘Niye onları aldın, niye şöyle oldu’ bilmem ney… Ama ben bugün ilk defa diklendim ona… ‘Ya şefkatimi kırma’ dedim. ‘Ben ne yaparsam kötü oluyor ya…’ Yanlış mıyım?”

‘Sabah’a girmedim ya’

Cengiz o konuşmada, gerginliğin asıl nedenini açıklıyor:

“O bana şeyden takıldı, Sabah’a girmedim ya…”

İşin sırrı bu cümlede gizli…

Çünkü 25 Aralık polis fezlekesine bakılırsa, Cengiz’in başı çektiği üçlü konsorsiyum, SKY-Akşam medya grubunu talimatla alıyor, yine talimatla vazgeçiyor. Hatta Mehmet Cengiz, SKY’i yeni sahibi Ethem Sancak’a devrederken “Son anda başka görev aldık, ondan vazgeçtik” diyor.

“Başka görev”in adı, Sabah-ATV grubu…

Erdoğan adlı şahıs

Cengiz, başta direndiği bu operasyona “fırça”dan sonra razı oluyor ve -fezlekedeki tabirle- “görevlendiriliyor.”

Kim tarafından?

Yine fezlekeye göre, “doğrudan Başbakan tarafından…”

İşte bu bölümde Başbakan’dan, “Recep Tayyip Erdoğan adlı şahıs” diye söz ediliyor.

“Görevlendirmeyi” onun yaptığına bir başka kanıt, 17 Eylül’de Erdoğan’ın Çankaya Köşkü’ndeki bir davette görüştüğü işadamı Nihat Özdemir’e söylediği cümle:

“Bu işi halledeceksiniz kardeşim.”

1 YORUM

CEVAP VER