Emekçilerin HAYIR demek için pek çok gerekçeleri var. HAYIR deme nedenlerimizi sıralamak istiyorum kısaca…

Mevsimlik işçilere kendi primini ödetme dayatması yapıldı ve yasallaştı. Mevsimlik işçi, 5510 numaralı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası ile çalışmadığı dönemlerin sigortalarını yatırmak zorunda.

İşçilerin meslek hastalığı veya kaza primleri 6772 sayılı kanun ile kesildi. Emeklilik yaşı 5510 numaralı sigrota kanunu ile 65 yaşa çekilerek mezarda emeklilik yasallaştı.

Taşeron işçilik AKP’den önce 300 binlerde iken günümüzde 3 milyon küsuru geçti ve her seçim öncesi taşerona “kadro vereceğiz” deniyor, emekçiler kandırılarak, umutları ile oynanıyor.

KÖLELİK KURUMSALLAŞTI

Özel istihdam büroları kurularak modern kölelik Türkiye’ye layık görüldü, ücretli kölelikten “İş bulursak köle de oluruz ağabeyim”e evrildi işçiler.

Zorunlu bireysel emeklilik yasası ile hem devlete hem işverene aidat kesintisi yasallaştı. Soyguncunun küfesini doyuramayan işçi her dönem yolunacak kaz olarak özellikle AKP’de daha sığ ve aşağılayıcı bir gözle görüldü.

Varlık Fonu denen garabet komple işçilerden ve memurlardan yapılacak kesintilerden oluşuyor ve başında jöleli var. Hükümetin icraatlarında kullanılıp, bir de hizmet adı altında gözümüze sokulmaya başlandı bile…

AÇLIK SINIRININ ALTINDA

Asgari ücret sendikaların rakamlarına göre açlık sınırının altında, fakat AKP vekilleri ve bakanlarına göre işçiler bu paraya zil takıp oynuyor. Onlar ne kadar maaş alıyor, ne kadar avanta buluyor, bizler tam olarak vakıf değiliz.

Küresel İşçi Hakları isimli kuruma göre çalışma saatlerinin çokluğunda 36. sırada yer alan ülkemiz, ağır çalışma koşulları ile 10. sırada!

“Milli güvenlik” bahane edilerek onlarca grev yasağı bile işçilerin HAYIR demesi için yeterli ve geçerli bir sebeptir.

AKP zihniyeti 2002’den beri icraatları ile ne menem bir parti olduğunu gösterdi. Sunulan anayasa değişikliği teklifi Demokratik, Özgürlükçü, Eşitlikçi ve Sosyal hiçbir yan taşımıyor. Düpedüz tek adam diktası dayatıp, şoven histerilere sarılıp, terör demagojisi ile kıvırıyorlar.

HÂLÂ FARKINDA OLMAYAN SINIF KARDEŞLERİMİZ VAR

Önemli bir sorunumuz var: Birçok işçi arkadaşımız bu sürecin bugün ve gelecekte biz işçi ve emekçilere neler getireceğinin farkında değil; oysa durum somut şekilde ortada, gayet ciddi bir sorunumuz var, her türlü hak OHAL adı altında KHK’larla tırpanlanıyor. ‘Evet’ çıkarsa o OHAL denen illet hiç bitmeyecek!..

Unutmayın; “Neden hep biz ölüyoruz?” diye soru sorma cesareti gösteren bir emekçiyi tekmeleyen, iş cinayetlerini “fıtrat” olarak kabul ettirmeye çalışan bir zihniyet var karşımızda. Keza daha geçen gün Çalışma Bakanı, “Referandum sonrası iş güvencesi kalkacak” diye itirafta -ben tehdit diye algılıyorum- bulundu. Yarınlarımız için kararlı ve umutlu olmalıyız.

Bir yandan 140 bin memur ihracı var, toplasan 20 kişi direnişte! Ankara’da Nuriye Gülmen ve Semih Özakça süresiz açlık grevinde bir haftayı devirdi. Yanlarında Veli Saçılık ve Acun Karadağ ile her gün Yüksel Caddesinde eylemdeler. Kadıköy’de Betül Celep, İstanbul Cevahir avm önü Nazife Onay, Düzce’de Alev Şahin, Didim’de Barış Bozkır, Malatya’da 5 emekçi memur, Erdoğan Canpolat, Cengiz Uğurlu, Özkan Karataş, Sertaç Gökdemir, Zülfikar Ejder Sütçü… Ankara Mahmut Konuk, Cemal Yıldırım…

Yüzlü günleri geçen bu direnişler, gözaltılar, uygulanan baskılar, emekçilere neyin reva görüleceğinin göstergesidir.

SARAYDAKİ BARDAKLAR

HAYIR diyenlerin terörist, haçlı gibi sıfatlarla yaftalanması, karalamadan öte ayrıştırma ve hedef gösterme anlamına geliyor. İşçi sınıfı bu kara propagandayı bozmalı ve HAYIRda birleşerek gücünü tekrar sermayeye göstermelidir. Sesimizin samimi emekçilerle buluşması için var gücümüzle çalışıyoruz.

Saraylarında kullandıkları bardaklar asgari ücrete denk iken işçileri mahkum eden bu dayatmaya topyekün HAYIR diyebilmeliyiz. Anayasanın işçileri sömürenler tarafından yazıldığını biliyoruz ve sesimizin kısılmaya çalışıldığı bu referandumda HAYIR diyoruz…

Evet demek sömürüyü onaylamaktır. Ücretli köleler değil özgür birey olabilmek umuduyla biz işçiler HAYIR diyoruz. Üreten, tüm zenginliği var eden ama yoksullukla boğuşan işçiler olarak HAYIR diyoruz.

Biz kazanacağız!

CEVAP VER