Macit Koper… Büyük oyuncu… Ünlüler aleminin her geçen gün AKP iktidarının baskılarına daha fazla boyun eğdiği şu utanç verici günlerde, cesurca sözünü söyleyen bir sanatçı… Macit Koper’le ülkenin içinde bulunduğu hali, referandum sürecini, geleceği değerlendirdik…

Haziran 2013’ten bu yana, ‘sanatçı’ tabir edilen kesimlerde, o vakit sokaklara çıkıp ‘isyancı’ pozları vermiş oyuncularda muazzam bir geri adım hali görüyoruz. Bunu anlayabiliyoruz da. Siz bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz?

Gezi Parkı, o güne kadar biriktirilen, dışa vurulamayan özgürlük isteminin, baskıya karşı oluşturulan isyanın miladıydı galiba. Bugünlerde anlamaya başladığımız kadarıyla da bir milat olarak kaldı. (Sözünü ettiğim, AKP iktidar süresi içindeki bir milat elbette.) İktidarın Gezi’ye olan tepkisi, iktidarın istediği yönde, bir takım sanatçının aklını başına getirmiş olabilir. Bütün çalışanlar gibi, sanatçılar da iş bulamama ya da işlerini kaybetme korkusu yaşıyorlar. “HAYIR” diyecek olanlar ‘Fetö’cülükle, teröristlikle suçlandığına ve de ‘Evet’ten sonra terörün bittiği söylendiğine göre, bu HAYIR diyenlerin bitirilmesi anlamına da gelmiyor mu? İnsanlar korkuyorlar ve sanatçılar da insandır sonuçta. Bu noktada inatla HAYIR diyebilmek için, en azından bu dünyanın değişmesi gerektiğini savunan bir ideolojiye sahip olmak gerek. Aslında bu, muhalif olunduğu anda sahip olunan bir şey ve sanat da, sanatçı da bizatihi muhaliftir. Hayatın her türlü etkisiyle karşılaşmanın yolu siyasettir. Dolayısıyla siyasetle ilişkisi olmayan sanat da yoktur. Hayırcıların siyaset yaptığı, AKP ve Erdoğan’a karşı olduklarından böyle davrandıkları söyleniyor. Elbette öyle, çünkü başkanlık Erdoğan için isteniyor. Erdoğan başkanlığı kendisi için istiyor. Bu durumda Evet diyen ve Erdoğan’ı isteyenler de bal gibi siyaset yapıyorlar ve ne yazık ki siyaset yaptıklarının farkında değiller, tıpkı Evet diyen -ve sayısı pek fazla olmayan- sanatçılar gibi. Sanatçıların geri adım attığı görüşüne gelince; Hayır. Saflar biraz daha belirginleşti, herkes duracağı yeri hayatta ve sanatta biraz daha netleştirdi, o kadar.

Aslında ilk soruyla bağlantılı… Toplumun her kesiminde “iş bulma” meselesi iktidarın -en azından- dümen suyuna gitmek ile ilişkilendi. Bu sizin sektörünüzde nasıl tezahür ediyor? Sektörün insanlarını tanımlamak isteseniz ne derdiniz?

Evet, bugünlerde iş bulmak, işini büyütmek, iş kapmak, iktidarın dümen suyunda olmakla yakından ilintili. Bu kadarla kalsa iyi. Bir de iş alanlarının daraltılması, değiştirilmesi ve iktidarın kültürel tercihlerine göre yeniden kotarılması gibi bir hareket var. TRT’de Payitaht dizisi kotarılıyor örneğin ve bakıyorsunuz ki Abdülhamit-i sani Recep Tayyip Erdoğan’a tıpatıp benziyormuş meğer! Dizi devam ettikçe belli ki tarihsel olayları ve mükemmel karakteriyle daha da benzeyecek. Şu anda güneydoğudaki olayları ordunun gözünden ve elbette iktidarın beğeneceği yorumla televizyona getirecek birkaç dizi yola çıktı bile. Karşıtları yapılamayacak çünkü engellenme korkusu yapımcının ve kanalların yüreklerine çoktan çöreklendi. Evet de çıksa Hayır da çıksa sanatçıların  işi daha da güçleşecek. Sektörün insanlarını tanımlamak yerine şöyle diyelim: Çok uzak olmayan bir zamanda işler sanatçılar için daha güçleşecek ve son zamanda başlayan dökülme çeşitli biçimlerde artacak. Yukarıda da bir başka biçimde söylemeye çalıştığım gibi, kimilerimizin gerçek yüzü ortaya çıkacak.

Oyuncular toplanabilir ve memleketteki gidişata hep beraber karşı koyabilir mi? Böyle bir mekanizma var mı oyuncuları birleştirebilecek? Mesela Oyuncular Sendikası, ya da Sine Sen?

Memleketteki gidişata karşı koyabilecek olmanın şartlarından biri, bu referandumda ne kadar HAYIR diyeceğimizdir. Yani bir anlamda bu referandum bizim için bir sınav. (Bu arada evet diyecek sanatçıları da pek önemsemeyelim derim, devede kulak, genelde yüzde 5’i aşmazlar. Dikkat, sanatçılardan söz ediyorum, ünlülerden değil.

Referanduma dair tavrınızı net olarak açıkladınız… Biz de sizin tavrınızın, HAYIR’ın kazanacağına inanıyoruz… Peki, kötüsü oldu diyelim, ‘Evet’ çıksa ne yaparsınız?

Gerçi bu ülkede şaşırma yeteneğimizi çoktan yitirdik ama, Evet çıkarsa önce şaşarım, sonra altında bir dalavere ararım, ben bulamazsam birileri bulup herkesin gözüne sokar zaten. Sonra, hayat devam eder, ben de bugün ona nasıl, hangi güçle tutunuyorsam o güçle tutunmayı sürdürürüm.

HAYIR da çıksa, Evet de… Ülkeyi terk etme eğilimleri var herkeste. Çocuklarını yurtdışına kaçıranlar… Ortalama, bu ülkeyi terk etme şansı olmayan, bu ülkenin kaderini yaşamak zorunda olan vatandaşa ne dersiniz?

Bu ülkenin kaderini paylaşmak zorunda olan vatandaşlar, bunun bir kader olmadığını bilmeli önce. Önce referandum var, önce hayır diyebilme yürekliliğini göster. Çünkü biliyorum, aslında Evet’e inanmıyorsun, adının teröriste fetöcüye çıkmasından korkuyorsun. Korkma, çünkü sandığın karşısında, inanıyorsan Tanrıyla, inanmıyorsan kendinle baş başasın. Kimse seni etkileyemez artık. Korkma. Referandumdan sonra da olsa doğru yapıp yapmadığını düşün, daha her şey bitmedi, yanlışından hâlâ dönebilir ve bunun gücüyle bu ülkede sonuna kadar özgür ve mutlu olabilirsin. Nereden mi biliyorum? Her şey zıddını içinde taşır.

Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?

Referandum… Bu bir sınav, değil mi? Evet ya da Hayır denecek. İyi, bırakın da soruyu yanıtlayalım işte. Yok, tepemizde ter ter tepiniyorlar Evet de diye. HAYIR. Dostlukla…

Röportaj: Hakan Gülseven

CEVAP VER