Tayyip HAYIR çadırına gider, ben ‘evet’ çadırına gitmem mi?!

0
635

Şimdi arkadaş, beni bilen bilir; nasıl bir “reis” hayranı olduğumu, “ustaya” yapılan haksızlıklara karşı nasıl canhıraş çalıştığımı, bu CEHAPE zihniyyeti dahil “istemezükçü” tüm tayfaya karşı nasıl savaş verdiğimi falan filan…

Allah sizi inandırsın; her ne kadar atarlı solcu olarak bilinse de, REDaktif’in yöneticilerine, tüm devrimci kardeşlerime bu görüşlerime yer verdikleri ve bana tahammül ettikleri için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Şimdi ben bunları niye diyorum? Arkadaşlar derdim şu: Referanduma beş kala her ne kadar Reis “hayranı” olsam da tüm AKP yandaşları gibi beni bir endişe aldı. Yahu dedim, “Reis reis işte; zaten her tür yetkisi var, daha fazlası onu yıpratır. Ben en iyisi onu kurtarmak için ‘HAYIR’ diyeyim…” Fazla detaya girmeyeceğim ama neticede ben HAYIRCI oldum birader!

Bir yandan “iyi mi ettim kötü mü ettim” derken baktım Reis HAYIR çadırına gitmiş. Orada CEHAPE’lilere “sizin lideriniz yalancı” demiş. Bir sürü olay patlamış. Ben de atarlıyım ya; Reis’in izinden gideyim, fakat Evet çadırına gireyim, bu ‘Hayırcı’ların beni sıkıştırdığı tüm noktalarda cevabı bulayım ve yüzlerine patlatayım istedim!

Kadıköy İskelesi’nde Hayırcılar neşe içinde broşür dağıtmaya çalışırken kendi halinde çay içen Evet çadırına daldım. “Pat” diye elimi broşürlerin üzerine vurup “Neden evet diyeyim, bana bir anlatın hele” dedim. AKP’li arkadaşlar bir anda ayaklandı, şaşırmış bir sevinçle: “Geleceğimiz için” dedi. “Peki bu nasıl bir gelecek, herkes gelecek diyor da sizinki nasıl bir gelecek?” dedim. “Biz en iyisi sizi milletvekilimizle görüştürelim, onunla konuşun” dediler. AKP kurucularından Gürsoy Erol oradaymış. Yanına gittim, “niye evet diyeyim?” diye bu kez ona sordum. Ama baktım cevap yine gelecek melecek konu uzuyor; “ben size benim Hayırcı arkadaşların iki tane sorusunu sorayım kestirmeden; onlara cevap verin” dedim. AKP Kurucusu eski vekilimiz “Tamam” dedi.

“Yahu” dedim, “diploma nerede? Benim arkadaşlar sürekli soruyor, ben cevap veremiyorum, ikna olacaklar ama ille de diploma diye tutturdular. Usta niye göstermiyor şunlara şu diplomayı” dedim.

“O soruya Marmara Üniversitesi Rektörü zaten cevap verdi” dedi.

“Fakat vekilim, öyle rektörün cevabıyla olmuyor, bakın ne güzel evet broşürleri bastırmışsınız, böyle ispatlı belgeli yayınlasanız da cevabı yapıştırsak ya” dedim.

“Ama dedi, Kılıçdaroğlu’na da, Bahçeliye de sorsalar onlar da gösteremez…”

“Ya” dedim, “onlara soran yok, onlar zaten cumhurbaşkanı değil. Hem sorulsa bence gösterirler, ben de gösteririm yani ne olacak?!”

Pek bir cevap alamayınca kurucu vekilimize Hayırcı tayfanın beni en çok yıpratan ikinci sorusunu yönelttim: Hazır Reis de “sizin lideriniz yalancı” deyince kudurdu bizim zevat çünkü tabii.

“Kabataş görüntüleri ne oldu? Hani cumaya yayınlanacaktı?” dedim. “O görüntüler yayınlandı zaten” dedi. “Ama vekilim, onlar görüntü değildi, kara kara fotoşoplu tiplerdi, e doğal olarak kimse ikna olmadı” dedim.

Bir AKP’li arkadaş, “evet, o konuda pek ikna edemedik” deyince ben şaha kalktım tabii mecburen, dedim, “Şu görüntüleri kanlı canlı bir yayınlayın ben yüzlerine çarpayım şunların!” Ben şaha kalkınca kurucu vekil de “Aynı şey Antalya’da da oldu biliyorsunuz” dedi. Ben de “o konu da ayrı bir muamma, bence artık siz şu videoları bir yayınlayın biz de zan altında kalmayalım” dedim.

Açıkçası bundan sonra kendilerini daha fazla zorlamak istemedim. “Reis 16 Nisan’dan önce şu diplomayı göstersin, şu görüntüleri yayınlasın ben evet deyip evet dedirteceğim” dedim. İsmimi soyadımı zikrettim, tokalaştım, vedalaştım. Gülümsediler, uğurladılar. Şimdi bekliyorum cevapları, tüm ‘Hayırcı’ların yüzüne çarpmak üzere. Hayırlı günler, bol güneşler olsun…

Bu arada, Kadıköy’de AKP için ‘evet’ çalışması yapan arkadaşları bir izleyin!

CEVAP VER