Reisler-Reisçikler Terör Örgütü (RRETÖ) her yerde hizmetinizde!

0
273
  • UYSAL HİMMET

Her yer reis dolmuş. Hangi reisi kaldırsan altından çapına göre üç-beş-on-yüz-bin… reis çıkıyor. Öyle böyle değil. Her reisin reisçikleri, o reisçiğin de bir alt reisçigi, ilişik yan reisçigi falan var… At sineklerinin örgütlenmiş hali gibi bir şey…

Geçen gece Konya’ya doğru gidiyoruz. Turgutlu’da bir benzin istasyonunda (yerlisi kalmadı ki yerlisine girelim) pompacı gençle konuşma:

– Sabaha kadar mı çalışıyorsun?

– Sabah 8’e kadar abi.

– 12 saat öyle mi?

– Hayır abi, 13 saat.

– O nasıl oluyor?

– Akşam 7,  sabah 8 çalışıyorum.

– Her gün mü?

– Haftanın altı günü.

– Ama bu yasal değil!

– Öyle abi.

– Şikayet etmiyor musunuz? (Benimki de soru değil de, boş bulundum)

– Ediyoruz abi. (Korkmadan şikayet etmiş, veya ettirmiş birine.  Sorduğuma sevindim. )

– Eee?

– Korkuyorlar abi?

– Kim korkuyor?

– Denetçiler.

– Kimden?

– Patrondan.

– Senin patron AKAPE’li mi?

– Değil.

– Niye korkuyorlar o zaman?

– Musiad yönetiminde abi.

– E, AKAPE’li işte!

Yüzüme bakıp susuyor.

Memur korkuyor. Denetçi korkuyor. Öğretmen korkuyor. Sanatçı korkuyor. Polis korkuyor polis. Hakim korkuyor. Savcı korkuyor savcı. Yasadan, anayasadan değil, ”devlet”ten değil de, reisler-reisçikler örgütünün şerrinden korkuyor…

Takmam diyorlar ve takmıyorlar. Anayasa ve yasalar açıkça ve zorla tağyir, tebdil ve ilga olmuş, halen de olmakta. Onlar artık kimseyi korumuyor. Birkaç yıl önce Ziraat Bankası isminin yanına yeniden yerleştirilmeye çalışılan, o eskide kalmış T.C. devletini bile. Adının önüne T.C. Koyan kardeşlerimiz çoktan mazide kalmış bir hukuku savunuyorlar yani.

Ve bu adam, bu Müslüman, bu Türk, bu aziiiiiz! milletin askere giderken sırtı sıvazlanan kahraman ve aziz evladı, günde, hem de geceleyin, on üç saat çalışmadan yiyemiyor bir lokma ekmeği.

Aklımdan 150 yıllık 8 saatlik işgünü mücadeleleri, oradan gelen 8 Martlar, 1 Mayıslar, ilk kez Sovyetler Birliği’nin günlük çalışmayı 8 saatle sınırlandırması… Sahi, 16 Nisan’dan sonra 1 Mayıs… 150 yıllık mücadelelerden sonra 150 yıl öncesindeyiz.

Her-şey-va-tan-i-çin! Her-şey-va-tan-i-çin!

Bütün bunlar saniyeler içinde, birbirine girmiş halde geçiyor aklımdan.

Pompa ekranında yazan bedeli ödemeye giderken son bir soru: EVET mi, HAYIR mı?

Hızla ağzını açıyor, bir iki saniye ağzı açık duralıyor.  Bir an için paranın tahsil edildiği markete doğru bakıyor, sonra bana dönüyor:

– Ben kararsızım abi.

Elbette. Kararsızlık hangimizin geçidi olmamıştır ki?

CEVAP VER