Bir ‘iktidar’ aşığının Saray güzellemesi

0
337

İktidarlar ve payandaları her zaman kirli olmuştur ama tarihin hiç bir döneminde bu kadar kifayetsiz ve muhteris olmamışlardır!

İktidarda 15 yıl kesintisiz kalan AKP, o iktidarı ve nimetlerini o kadar sevdi ki, bırakın terk etmeyi paylaşmaya bile razı olmadığını 7 Haziran 2015 seçimlerinde açıkça gösterdi.

Bunun nedenlerini sıralayacak olursak onlarca neden sayabiliriz. Ancak konumuz bu değil.

AKP iktidarı sevdi de yandaşları sevmedi mi? Sevmezler mi, hatta o kadar çok sevdiler ki ‘İktidar’ adında dergi çıkartan yandaşlar bile var. Ne mi var dergide? Tabii ki iktidar övgüsü!

Yıllardır ‘Yeni Türkiye’, ‘vesayet’, ‘bürokratik oligarşi’ ve ‘statüko’ gibi sözlerle geviş getirerek AKP’nin kurumsallaşan dikta rejimini meşrulaştırmaya çalışan yetersiz adakemisyenlerin ve çeşitli AKP’li milletvekillerinin yazı yazdığı bir dergi bu ‘İktidar’ dergisi.

Derginin son sayısında Psikiyatrist Prof. Sefa Saygılı da bir yazı yazmış. Said Nursi hayranı olan bu zat, aynı zamanda sıkı bir Tayyip Erdoğan hayranı da. İktidarı bu kadar sevip de Tayyip Erdoğan’ı sevmemek zaten eşyanın tabiatına aykırı.

Sefa Saygılı isimli profesör, derginin son sayısına yazdığı yazıda öyle bir Kaçak Saray güzellemesi yapmış ki, Tayyip Erdoğan’ın onu neden sık sık Saray’da ağırladığına şaşırmamak gerek.

Birinci Meclis binası ile Tayyip Erdoğan’ın 1150 odalı kaçak sarayını karşılaştıran ve Birinci Meclis’in Türkiye’nin yoksulluğunu ve yalnızlığını yansıttığını, Kaçak Saray’ın ise Türkiye’nin zenginliğini ve yükselen bir ülke olduğunu yansıttığını iddia eden bu yandaş psikiyatriste meclislerin halkı, sarayların ise ‘saltanatı’ temsil ettiğini söylemek ya da yükselen her görkemli sarayın daha fazla emekçinin alın terinin sömürülmesi anlamına geldiğini söylesek de kar etmeyecektir.

İşte ‘iktidar’ hırsı gözlerini bürümüş bir psikiyatristin gözünden Birinci Meclis ile Kaçak Saray karşılaştırması:

• Eski Meclis binasında o yılların mütevazılığı ve şahane estetik anlayışı göze çarpar. Külliyede ise içinde bulunduğumuz yılların bolluk ve bereketini gösteren ihtişamlı bir mimari dikkatimizi çeker.

• Eski Meclis binası Ankara’nın merkezindedir, savaş ve karmaşa yıllarının mahzun ama ciddi ve ağırbaşlı görünümünü yansıtır. Külliyemiz ise Ankara’nın yüksek bir kesiminde, adeta şehri seyreden bir konumdadır. Neşeli, insanın içini ısıtan, hayat dolu, rengârenk ve cıvıl cıvıldır.

• Eski Meclis binası geniş bir imparatorluktan sonra küçülmüş, 12-13 milyon nüfuslu, yeni kurulan, daha doğrusu kurulmakta olan bir ülkenin sembolüdür. Külliye ise nüfusu 80 milyon olmuş, zor durumda olan komşu ülke vatandaşlarının güvenle sığındığı, hedefinde dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek olan, kişi başına yıllık geliri 12 bin doları aşmış, önemli bir devletin simge yapısıdır.

• Eski Meclis binamız küçüktür, henüz kurulan ülkenin yalnızlığını gösterircesine tek bir yapıdır. Ancak Külliye, adındaki gibi 1150’yi aşkın odasıyla, her şeyi gayet güzel yapılandırılmış ve müminler için her türlü konfor düşünülmüş şahane Beştepe Millet Camii ile, 5 milyon ciltlik Türkiye’nin en büyük kütüphanesiyle, toplantı ve kongre salonlarıyla, yeşil peyzajlı 65 bin metrekareyi bulan ve insanın gözünü dinlendiren geniş alanlarıyla, 5.600 yetişkin ve 72 bin adet çalı grubu ağacıyla, masallardaki sarayları andıran ışıl ışıl aydınlatmasıyla 750 bin metrekare üzerine yayılmış devasa ve muhteşem bir yapılar toplamıdır. 200 bin metrekareyi bulan halka açık alanlarıyla alışılagelmiş, ‘resmi yapı’ anlayışından ayrılan bir çizgiye sahiptir.

• Eski Meclis binası yazdığımız gibi Rus, Osmanlı ve Cumhuriyet mimarilerinden izler taşır. Külliye ise Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet ve Orta Asya Türk mimarilerinin harika bir sentezi; en ince ayrıntısına kadar nakış nakış işlenmiş bir mimarlık şaheseridir. Üzerinde yaşadığımız topraklarda, Orta Asya’dan bugüne sentezlenerek şekillenen uygarlığın kodlarını taşır.

• Eski Meclis binası o zamanki önemli kararların alındığı yerdir, mebuslara açıktır. Külliye ise milletimizin hizmetinde yapılar topluluğudur. Baktığınızda gözünüzü dolduran, iftihar ettiğiniz, en küçük ayrıntısına kadar ilmik ilmik işlenmiş ve özen gösterilmiş sanat harikasıdır. Emeği geçenlere teşekkürü borç biliriz.

CEVAP VER