İnşaat sektörü yurtdışı ayağında bir müddet çalıştım. Şantiyecilik nedir az çok bilirim. Buna güvenerek birkaç sene evvel meşhur bir firmanın Arap coğrafyasındaki işine başvurdum. Merkezlerine 10 kadar işçi arkadaşla sözleşme imzalamaya gittim.

Gittim ama… Sözleşmede bize söylenen rakamın yarısı yazıyordu, “Üstünü orada vereceğiz” dendi; çalışma saati 8 saatten 12 saate, haftalık izin de 15 günde bire çekilmişti. El mahkum diyerek diğer arkadaşlar imzalamaya başladı. “Kabul etmeyin, böyle bir anlaşma ile köle oluruz” demeye kalmadı. Şirketin personel müdürünün adamı ve yanında üç çakal
ağzımı kapatıp, dışarı atmaya kalktı. İtiş kakış esnasında müdürün elamanın hayalarına tekme salladım. Yere kapaklandı, diğerlerini de savuşturup dışarıdan taş atmaya başladım. sinirden gözüm dönmüştü. ‘Amcalar’ gelip beni derdest edene kadar devam etti bu durum…

Nezarete gelen şirket avukatlarının tehditlerine boyun eğmedim. Bizi götürecek olan kalfanın beni seven bir dayısı vardı, zamanında sol hareketlerde bulunmuş birisi, bir avukat tutup gelmiş, onun anlattığına göre bizleri oyalayarak bir hafta sırtımızdan geçinmişler. Sözde eğitim veriyoruz adı altında şirketten yeme, içme, kalma da dahil günlük harcırah almışlar. Öz yeğenine cephe alıp yanımda duran dayı ve onun gibi haklının yanında olanlar sayesinde umudumu hiç yitirmedim.

Kalfa günlük para alırken biz işçiler cepten yedik, bir haftayı, heyecanla bekledik, sevdiklerimize beş kuruş bırakamadan, gurbet ele çıkmanın acısı ile baş edemeden, alicengiz oyunlarına maruz kaldık. Dayı, kalfa yeğeninin ikna edip, şirketten şikayetlerini geri almasını istemiş, iki güne serbesttim fakat yurtdışına gideceğim diye pasaport, yol, yeme, içme gibi masraflar… İşsizlik de üstüne… Epey zor durumda kös kös geri döndüm…

İLK ADIM ‘HAYIR’LA…

Sonuçta, “İnsanın geçmişi kayıplarla, geleceği de umutlarla doludur” lafı bir kez daha gerçek olmuştu. Eğer birileri en ufak zahmete katlanmadan, emek vermeden zengin bir hayat sürdürüyorsa ve birileri de gece gündüz çalışsa bile sürünmeye devam ediyorsa, bu memlekette bir şeyler değişir .

Sınıfını bilen burjuvazi, tökezleyen solu şimdilik alt ediyor. Fakat bu böyle gitmez, gitmemeli. Gün görmek için sosyalizmde ısrar edeceğiz. Saltanatlara son vermek için topyekun mücadeleyi mutlaka gerçekleştireceğiz. Korktukça tutsaksın, umut ettikçe özgür…

Şimdi HAYIR diyerek bir adım atacağız… Önümüzdeki Pazar günü refandum var. Çevremdeki insanları ikna etmek için var gücümle çalışıyorum; kararsızları ve evet
diyecekleri ikna etmeye uğraşıyorum. Sarayları, saltanatları daha ne kadar besleyeceğiz arkadaş?!

CEVAP VER