Referandumdan sonra…

0
655

Baklasını yiyen “eyyy” kişi!.. Çekinilen oldu. Halkın çoğunluğu dikta rejimine hayır dedi. Sandıktan hayır çıktı, maşa AA ve Ysk, aldığı emirleri harfiyen yerine getirdi, evet dendiğine karar verdi. Balkon doldu.

Ysk ve yargı, seçimleri iptal etmek zorundadır. Türkiye ve dünya, seçimlerin iptal edildiğini duymak zorundadır. Halk, hakkının gasp edilmesine ses çıkarmak zorundadır. Korkunç dikta rejimi, akla sığmayan anayasa, halkın çoğunluğu tarafından kesin bir dille reddedilmiştir.

Seçim iptaline karşı duran demokrat değildir, faşisttir; vatan toprağının peşkeş çekilmesine yol açandır; vatandaşı namluya süren, vatandaşı hiçe sayan, vatandaşı aptal bilip aldatandır. Seçimlerin iptaline karşı duran vatan hainidir.

İslam dininden ivmelendiğini iddia eden kesim dinine karşı gelmiş, hile yapmış, seçim sonuçlarını önce manipüle edip ardından alenî yalanlarla halkı aptal yerine koymuştur. İslâmda yalan, iftira ve aldatma yoktur: Allah kelâmı, yalan, iftira ve aldatmayı kesin bir dille yasaklamıştır.

Sözlerimi reddeden önce aynaya baksın, seçimde hile olmadığına önce kendini inandırsın.

Şu sırada, azınlığın dediği olsun diye, tek kişinin ağzına bakan dikta rejimi için “padişahım çok yaşa!” böğürmesi resmîlik kazansın diye uğraşılmaktadır çünkü “tek adam”, yıkılmakta olduğunun farkındadır:

İstanbul,
Ankara,
İzmir,
Antalya,
Adana,
Diyarbakır,
Mersin,
Denizli.

Bu 8 kent, 81 kent içerisinde ülkemizin en kalabalık bölgeleridir ve toplam nüfus ülke nüfusunun yarısına yakındır. Bu rejime, bu anayasaya karşı çıkanlar bu kentlerin tümünde çoğunluktadır. Hile hurdanın daha rahat yapılabileceği aşikâr illerimizden gelen oy miktarı inandırıcı değildir. Oyların yüzde 99’u şıpın işi çabuklukla sayılmışken, yüzde 1’ini saymak –nedendir bilinmez- saatler almıştır. Ysk, resmî olarak sandıkların yüzde 70’inin açıldığını duyurmuşken AA’nın yüzde 99’u kapsadığı bildirilen verileri, yandan tv kanalları tarafından zafer çığlıklarıyla duyurulmuştur.

Ysk, AA ve şakşakçıları suç işlemiştir. Tüm ülke ve dünya bu olan biten şaklabanlığın farkında iken yöneticilerin tersi davranış sergilemesi suçtur. Bu suçu işleyenler yasalar önünde hesap verecektir.

* * *

Tek elden yönetilen ve seçimlere hile karışmış ülkeler ne kadar gelişmiştir? Angola, Bahreyn, Çad, Ekvator Ginesi, Etyopya, Gambiya, Irak, Kamboçya, Kamerun, Kazakistan, Kuzey Kore, Myanmar, Nijerya, Pakistan, Ruanda, Şili, Venezuela, Türkiye, Zimbabve ve daha niceleri ne kadar gelişmiştir?

Şimdi yeni bir plan-program yapma zorunluluğu kapıya gelmiştir. Hakkımızın gasp edildiği durumlarda, yalancıya, dolandırıcıya, riyakâra, yalama döneklere, yandan oynayanlara karşı her zaman nasıl dik durduysak, omurgamızın eğilmesine izin vermeden, inandığımız doğrunun peşinde, yalanın karşısında, yine, dik duruşumuzu bozmayacağız.

Yılmayacağız. Yıldırmak için uygulanacak her denemeye karşı duracağız. Daima birlik olacak, sesimizi çıkaracağız. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın,” diye düşünen bilsin ki yılan koynunuza girdi.

Tanıyoruz: yalanı, yılanı, tanımazlıktan geleni, vicdanının sesini duymayıp baklasını yiyeni. Çok yakından tanıyoruz.

Zaman birlik zamanı, zaman kardeşlik, destek, yol gösterme ve eğitim zamanıdır.

Zaman, okulun, ailenin veremediği eğitimi kendi çabamızla halk için halka ulaştırma zamanıdır: herkes elini taşın altına koyacak. Medeni ve özgür yaşamak için herkes uğraşmak, herkes çalışmak zorundadır.

Artık manzaralı masanın etrafında oturup ahkâm kesme dönemi bitmiştir. Zorluğun, tedirginliğin, gerçek faşizmin, faili meçhulün, düşünen insanın sesinin kesildiği bu günlerde fikir birliği olmadan özgürlük elde edilmez. Artık birlikte çalışma, artık taşın altına elimizi birlikte koyma zamanıdır.

Bilim ve sanatı yadsıyan ülke ilerlemez, yerinde bile saymaz, geri gider. Eğitimi boşlayan, geliştirmeyen, yüceltmeyen ülke, muhafazakârlıkla gelişemez, gittiği yol yol değildir.

Sevdasından bir türlü vaz geçilemeyen, 500 (beşyüz) yıl öncesinin dünya lideri denen Osmanlı İmparatorluğu’nun düşüşe geçmesi ne zaman başlar?

Kanunların efendisi tek adam Sultan Süleyman, ölümünden sonra mezarına bir sanduka konmasını vasiyet eder. Zigetvar Kuşatması sonrası sultanın naaşı defnedilirken şeyhülislamların en fenası Ebussuud bu sandukaya izin vermez. Sanduka açılır; içinden tüm fetvalar çıkar. Hazretin, “Ah Süleyman, sen kendini kurtardın, bakalım Ebussuud nasıl hesap verecek?” dediği kayda geçmiştir. Babasından miras hilafetiyle her tür acayip kararı tüm İslâm âlemi için çıkarmış sultanın vicdanını perişan eden bu fetvalardan biri, savaş sonrası kızların, kadınların ganimet olması mevzuudur.

Acıdır bunu söylemek, en fenası o fetva değil: Ebussuud -sultanın onayıyla- felsefe, matematik ve geometri derslerini gereksiz ve kafa bulandırıcı diye müfredattan çıkarttırmış, İstanbul Rasathanesi’ni yıktırtmıştır.

Padişahım çok yaşa.

Akademi kapısına, “geometri bilmeyen giremez,” yazısının konması ise Ebussuud’dan yaklaşık 2000 (ikibin) yıl öncesine rastlar.

* * *

Artık sustukça sıranın herkese geldiği zamanı yaşıyoruz.

Cehalete karşı omuz omuza vermek, cehalete karşı direnmek, cehalete karşı sesimizi çıkarmak zorundayız.

Gaspedilen haklarımızı geri almak, uygulanan ve uygulanacak faşizme karşı durmak zorundayız.

Korkuyu gidermek ise üzerine gitmekle başlar.

Korkma
Sönmez ışığın
dik durursan ancak.

CEVAP VER